B1 Seviyesi İngilizce Kelimeler
Orta seviye. İş ve okul hayatında sık kullanılan kelimeler.
B1 kelime listesi
| # | İngilizce | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | absolutely adv | kesinlikle | This is absolutely incredible.Film kesinlikle inanılmazdı. |
| 2 | academic adj | akademik | She has strong academic skills.Bilim alanında bir akademik kariyer yapıyor. |
| 3 | access noun, verb | erişim | I need access to the building.Sisteme erişim için bir şifreye ihtiyacınız var. |
| 4 | access noun, verb | erişim, ulaşmak | I need access to the building.Birçok insan temiz içme suyuna erişimden yoksundur. |
| 5 | accommodation noun | konaklama yeri | The hotel provides comfortable accommodation.Üniversiteye yakın bir konaklama yeri arıyorlar. |
| 6 | account noun | hesap | I have a bank account with them.Dün sosyal medya platformunda yeni bir hesap oluşturdum. |
| 7 | achievement noun | başarı, başarma | His greatest achievement was winning the prize.Ödülü kazanmak onun için büyük bir başarıydı. |
| 8 | act verb, noun | hareket, eylem, yasa | He acted quickly in the emergency.Hükümet yeni bir yasa çıkardı. |
| 9 | ad noun | reklam | I saw an ad for a new car.Televizyonda yeni bir akıllı telefonun reklamını gördüm. |
| 10 | addition noun | ek, ilave | In addition to the price, there's a service charge.Takıma yeni bir üyenin eklenmesi, verimliliği artırmaya yardımcı oldu. |
| 11 | admire verb | hayran olmak, hayranlık duymak | I admire her courage.Onun işine olan bağlılığına gerçekten hayranım. |
| 12 | admit verb | kabul etmek | The cinema admitted over 200 people.Bir hata yaptığını kabul etti. |
| 13 | advanced adj | gelişmiş, ileri | This is an advanced mathematics course.Bu kurs ileri seviyedeki öğrenciler içindir. |
| 14 | advise verb | tavsiye vermek | I advise you to study harder.Doktor ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti. |
| 15 | afford verb | maddi gücü yetmek | She can't afford a new car.Şu anda yeni bir araba almaya gücüm yetmez. |
| 16 | age noun | yaş almak, yaşlanmak | What is the age of your son?Yaşlandıkça, daha bilge ve deneyimli hale geldi. |
| 17 | aged adj | yaşlı | This is an aged wine.Bina yaşlı, ancak hala etkileyici görünüyor. |
| 18 | agent noun | ajan, işi yapan | He is my real estate agent.Ajan, iki şirket arasında bir toplantı düzenledi. |
| 19 | agreement noun | anlaşma | They reached an agreement on the price.Projede işbirliği yapmayı kabul eden bir anlaşma imzaladılar. |
| 20 | ahead adv | önde, ileride, ileriye | Go ahead, I'll follow you.Benden önde yürüdü. |