B1 Seviyesi Fransızca Kelimeler
Orta seviye. İş ve okul hayatında sık kullanılan kelimeler.
B1 kelime listesi
| # | Fransızca | Türkçe | Örnek cümle |
|---|---|---|---|
| 1 | public adj/noun | halka açık, kamuya ait, halk | C'est un parc public.Kütüphane halka açıktır. |
| 2 | travers noun | arasından, boyunca (à travers: ...den/...dan) | Tu me regardes de travers.Pencereden dışarıya bakıyorum. |
| 3 | -ci suffix | bu, şu (işaret edilen şey) | Celui-ci est meilleur que celui-là.Bu kitap ilginç. |
| 4 | remettre verb | vermek, teslim etmek, tekrar başlamak | Je vais remettre ce livre demain.Ödevi yarın teslim etmeliyim. |
| 5 | chef noun | şef, lider, aşçıbaş | Le chef a donné des ordres.Mutfak şefi yemeği hazırlıyor. |
| 6 | foule noun | kalabalık, çok sayıda insanlar | Il y a une foule au marché.Pazarda büyük bir kalabalık var. |
| 7 | mouvement noun | hareket, kımıldama, devinim | Le mouvement était rapide.Dansın hareketi zarif. |
| 8 | regard noun | bakış, gözün ifadesi | Elle a un regard triste.Onun bakışı üzgün idi. |
| 9 | cadre noun | çerçeve, çerceve, yönetici, kadro | Le tableau est dans un cadre doré.Tablonun çerçevesi ahşaptır. |
| 10 | élever verb | yükseltmek, kaldırmak, yetiştirmek | Elle élève trois enfants.Çocuklarını sevgiyle yetiştiriyor. |
| 11 | obtenir verb | elde etmek, almak, başarmak, kazanmak | J'ai obtenu mon diplôme.Bu yıl diplomasını aldı. |
| 12 | paraître verb | görünmek, izlenim vermek, yayımlanmak | Cela me paraît bizarre.O mutlu görünüyor. |
| 13 | intérêt noun | ilgi, merak, çıkar, faiz | J'ai un grand intérêt pour la musique.Müziğe çok ilgim var. |
| 14 | pouvoir verb/noun | güç, yetki; edebilmek, yapabilmek | Je peux vous aider.Bana yardım edebilir misiniz? |
| 15 | avenir noun | gelecek, ilerdeki zaman | Quel est ton avenir?Gelecek olasılıklarla dolu. |
| 16 | événement noun | olay, etkinlik, hadise | C'était un événement important.Bu önemli bir olay idi. |
| 17 | pauvre adj | fakir, zavallı, yoksul | C'est un homme pauvre.Bu fakir adam yardıma ihtiyaç duyuyor. |
| 18 | sorte noun | çeşit, tür, sınıf, tarzı | Quelle sorte de fruit préfères-tu?Ne tür meyveyi tercih edersiniz? |
| 19 | plupart noun | çoğu, çoğunluk, büyük bölümü | La plupart des étudiants ont réussi.İnsanların çoğu çikolatayı sever. |
| 20 | oser verb | cesaret etmek, cesaretli olmak, gözü kapalı yapmak | Je n'ose pas parler.O halka açık şekilde konuşmaya cesaret ediyor. |