B2

B2 Seviyesi Fransızca Kelimeler

Orta-üst seviye. Soyut konuları ve teknik metinleri takip etmeni sağlayan kelimeler.

5073 kelime · sayfa 1/254

B2 kelime listesi

# Fransızca Türkçe Örnek cümle
1 criminel noun suçlu, kriminal Ce criminel a commis un vol.Suçlu mahkeme tarafından mahkum edildi.
2 pipe noun pipo, tütün içme borusu Il fume sa pipe le matin.Büyükbabam akşamları pipo içiyor.
3 clou noun çivi, en önemli nokta J'ai enfoncé un clou dans le mur.Bu çiviyi duvara çak.
4 judiciaire adjective mahkemelerle ilgili, adli Le système judiciaire est important.Fransız yargı sistemi karmaşıktır.
5 enfoncer verb içeri doğru itmek, çakmak, kırmak Il a enfoncé la porte.Kapıyı omzuyla kırdı.
6 terme noun sözcük, terim, sınır Je ne comprends pas ce terme.Bu bilimsel terim söylemesi zordur.
7 forcément adverb mutlaka, zorunlu olarak, elbette Si tu ne travailles pas, tu échoueras forcément.Eğer çok çalışırsan, mutlaka başarılı olacaksın.
8 persuader verb birini ikna etmek, inandırmak Je l'ai persuadé de rester.Arkadaşımı partiye gelmesi için ikna ettim.
9 revolver noun dönerli silah, tabanca Il a un revolver dans sa poche.Dedektif elinde bir tabanca tutuyor idi.
10 assassiner verb birini öldürmek, katletmek Le criminel l'a assassiné.Kral 1789'da katledildi.
11 dire verb söylemek, demek Qu'est-ce qu'il a dit ?O ne söyledi?
12 introduire verb tanıştırmak, sunmak, sokmak Il a introduit un nouveau concept.Sizi benim öğretmenime tanıştırmak istiyorum.
13 sociologue noun toplum bilimci, sosyolog Le sociologue étudie la société.Sosyolog ilginç bir kitap yazdı.
14 débat noun tartışma, konuşma Le débat était passionnant.Sınıfta çok canlı bir tartışmamız oldu.
15 commettre verb suç gibi bir şey yapmak Il a commis un vol.Korkunç bir suç işledi.
16 inquiétude noun endişe, kaygı, huzursuzluk J'ai une inquiétude au sujet de son absence.Kalbimde büyük bir endişe hissediyorum.
17 d'autant phrase daha da, özellikle (d'autant plus ile birlikte) D'autant qu'il pleuvait, nous sommes restés.Yasa olması nedeniyle daha da ciddidir.
18 orgueil noun kibir, gurur, övünç Son orgueil l'a empêché de demander de l'aide.Gururu başkalarını dinlemesine engel oluyor.
19 ouvrage noun yapıt, eser, yazılı çalışma C'est un grand ouvrage littéraire.Bu felsefi yapıt çok ünlüdür.
20 coupable adjective/noun suçlu, mahkum Il est coupable de ce crime.Suçlu adam suçunu itiraf etti.

Diğer seviyeler